|

TİCARİ EVRAKLARI
DOĞRU KULLANMAK !
Uluslararası satış
sözleşmelerinde kullanılan muhtelif ticari terimler, gerek satıcı
gerekse alıcı için özel bir
takım yükümlülükler getirir. Geçtiğimiz
günlerde bir kamu kuruluşumuzun açtığı uluslararası bir ihaleyi
yabancı
bir firma kazanmıştır. İhale koşulları arasında teklifin "CIF/Ankara"
olarak yapılması yer almaktadır.
Diğer alıntılarımız ise bazı özel
şirketlerimizin yurtdışında çeşitli firmalar ile yaptıkları satış
sözleşmelerinde kullandıkları
"FOB/Mersin", "EXW/Polatlı, Ankara" ve
"FOB/Esenboğa, Ankara" terimlerine ilişkindir.
Uluslararası ticari
kurallara ve uygulamalara göre yukarıda belirtilen terimlerin
kullanılışının hatalı ve/veya noksan olduğu gözlenmektedir. Ticari
terimlerin ifade ettikleri anlamları bilmemenin ve/veya bu terimleri
yanlış kullanmanın beklenen bir kârı ciddi bir zarara çevireceği
şüphesizdir. Bu incelememizin amacı, uygulamada karşılaşılan hata
ve/veya noksanların tekrarından kaçınmaya yöneliktir.
I. Sözleşme
özgürlüğü
Dış ticaret
işlemleri alıcı ve satıcının sözleşme yapmasıyla başlar. Yaygın olarak
benimsenen ticaret prensiplerine göre bir tarafın ileri sürdüğü şartları
karşı tarafın yazılı olarak kabul etmesi halinde geçerli bir sözleşme
yapılmış demektir. Dış ticaret işlemlerinin esasını, taşınır ticari
malların ihracat ve ithalatına ilişkin uluslararası satış sözleşmeleri
oluşturmaktadır. Uluslararası satışlar, her zaman sınır ötesi satış
niteliğindedir. Çünkü, dış ticarette; taşınır mallar bir ülkeden diğer
bir ülkeye gönderilmekte, gönderme yeri ile varma yeri arasında belli
bir mesafe bulunmakta, satılan malın satıcının fiili egemenliğinden
çıkması ile alıcıya teslimi ve onun egemenliği altına girmesi farklı
zaman ve mekanlarda gerçekleşmektedir. Diğer taraftan, malların bir
mekandan diğer bir mekana gönderilmesi, taraflar bakımından ek
yükümlülükler doğurmakta, ayrıca satılan mallar taşıma esnasında
(malların hasara uğraması, kaybolması, niteliğinin değişmesi, v.b.)
çeşitli rizikolara da maruz kalabilmektedir.
Sözleşmede,
tarafların yükümlülükleri ve haklarının kesin bir biçimde şarta
bağlanması zorunludur. Malların bir yerden başka bir yere taşınmasında
hangi tarafın ne yükümlülüğü olduğu, yükümlülükler yerine getirilmediği
takdirde risklerin nasıl bölüşüleceği, taşıma sırasında malların
kaybolması ve hasar görmesi halinde riskin hangi tarafa ait olacağı
hususları sözleşmede açık olarak yer almalıdır. Ayrıca, hukuki açıdan
alıcıya teslim olayının nasıl oluştuğu, yani hangi hâl ve noktada
satıcının yükümlülüklerini gerçekleştirmiş sayılacağı hususlarının
standart kurallara bağlanması ihtiyacı her zaman kendini göstermiştir.
Değişik ülkeler ile ticaret yapan firmaların bu ülkelerde geçerli
muhtelif uygulamalara bağlı kalmak yerine uluslararası düzeyde yeknesak
bir uygulamayı tercih etmeleri de standart sözleşme kurallarının ortaya
konulmasını süratlendirmiştir.
Satıcılar ve
alıcılar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla
sözleşmelere istedikleri hükümleri koymakta serbest iseler de, çoğu
durumda, kendi ülkelerindeki farklı ticari uygulamalardan haberdar
değillerdir. Ayrıca, taraflar; sözleşme yaparken önemli yükümlülüklerle
ilgili her durumu önceden hükme bağlamamış olmalarının yanısıra,
taraflar sahip oldukları klasik/tipik hak ve yükümlülükleri birer birer
sıralarken ortaya uzun ve karmaşık metinlerin çıkmasına da neden
olabilmektedirler. Bunun yanısıra, uluslararası satımlarda satıcı ve
alıcı kural olarak farklı hukuk sistemlerine dahildir. Dolayısıyla,
sözleşmeye uygulanacak kuralların satıcı ve alıcının ülkelerinde farklı
anlamlara gelmesi veya farklı şekilde düzenlenmiş olması, taraflar
arasında uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Taraflar,
bir sözleşme yaparken aralarındaki hak ve yükümlülükleri, yazılı hukuk
kaidelerinin emredici bir şekilde belirlediği hususların dışında,
diledikleri gibi hükme bağlayabilirler. Nitekim, ticaret hukukunda
"sözleşme özgürlüğü" diye adlandırılan bu prensip geniş bir uygulama
alanı bulmuştur.
II. Hangi ticari
kayıtlar?
Taraflar, hak ve
yükümlülüklerini bir satış sözleşmesinde belirlerken, ortak iradelerine
uyan standart (veya prototip) sözleşmelerden, muhtelif ticari
kayıtlardan veya mahalli örf ve adetlerden yararlanabilecekleri gibi,
sözleşmelerinde "Incoterms"de düzenlenmiş kayıtlara da atıfta
bulunabilirler. Satış sözleşmelerinin uygulanması sırasında ortaya
çıkabilecek çeşitli sorunların giderilmesi amacıyla Milletlerarası
Ticaret Odası (ICC), ilk kez 1936 yılında ticari terimlerin yorumu için
geçerli bir dizi uluslararası kural koymuştur. Incoterms 1936 adıyla
bilinen bu kuralların uluslararası ticarette geçerli olan uygulamalara
denk düşebilmesi amacıyla, bu kurallarda 1953, 1967, 1976, 1980, 1990 ve
2000 yıllarında bazı değişiklikler yapılmış bulunmaktadır. Incoterms
kuralların amacı; dış ticaret alanında yaygın şekilde kullanılan
terimlerin yorumu için bir dizi uluslararası kural oluşturarak, bu tür
terimlerin ülkeden ülkeye farklı biçimlerde yorumlanmasından kaynaklanan
belirsizlikleri ortadan kaldırmak veya önemli ölçüde azaltmaktır.
Incoterms yalnızca satış sözleşmelerinde kullanılan terimlerle ilgili
olup, mal sahibi ile taşıyıcı arasında akdedilen taşıma sözleşmelerinde
yer alan terimlerle meşgul olmaz. Günümüzde, satış sözleşmelerinde
tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirtilmesi, bu sözleşmeye konan üç
harften (kod) oluşan bir kısaltma ile mümkün olabilmektedir. Ancak,
Incoterms kurallarını uygulamak isteyen taraflar yapacakları satış
sözleşmelerinde bu kuralların geçerli olacağını ayrıca belirtmelidirler.
Eğer taraflar yürürlükte bulunan Incoterms'e göre bir FOB satış
sözleşmesi yapmak istiyorlarsa atıf, örneğin:FOB/Mersin (Incoterms 2000)
şeklinde yapılmalıdır.
Eğer "Incoterm"e
anılan şeklinde açıkça atıf yapılmaksızın sözleşmeye, örneğin;
"FOB/İzmir" gibi bir kayıt konulursa, bu takdirde Milletlerarası Ticaret
Odası (ICC)'nın belirlemiş olduğu düzenlemeler doğrudan uygulama alanı
bulamayacak, olayın özelliğine göre en fazla ticari örf ve adetler
gözönünde bulundurulabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken en
önemli husus, bu tür kayıtlar aynı isim altında ancak farklı anlam ve
kapsamda başka düzenlemelere de konu olabilmektedir. Örneğin; "FOB" ve
CIF" kayıtlara, ABD'de "Yeknesak Ticaret Kanunu (Uniform Commercial Code)"nda
ve Türk Ticaret Kanunu'nda da rastlanmaktadır. Nitekim, 1957 yılından
buyana yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu'nun üçüncü kısmında yer alan
"denizaşırı satış sözleşmeleri" arasında "FOB" ve "CIF" satışlara yer
verilmektedir. Bu hükümler, kaynağını "Incoterms 1936"dan almakta,
Milletlerarası Ticaret Odası'nın bu kayıtlarda sonraki yıllarda yaptığı
değişiklikleri kapsamamaktadır. Dolayısıyla, tarafların sözleşmelerinde
sadece bu kayıtların ismine yer verip Milletlerarası Ticaret Odası'na
atıfta bulunmamaları halinde, Türk Ticaret Kanunu'nun sözkonusu
hükümleri, yorumlayıcı ve / veya tamamlayıcı hukuk kuralları olarak
uygulama alanı bulabilecektir.
Diğer taraftan,
1980 yılında Viyana'da hazırlanan"Malların Uluslararası Satışına Dair
Birleşmiş Milletler Konvensiyonu (United Nations Convention for the
International Sale of Goods)" uluslararası satış sözleşmeleri'nin
yapılması hususunda önemli yeni kurallar tesis etmiştir. Birçok ülke, bu
sözleşme'ye katılarak sözleşme kurallarını iç hukuklarına dahil
etmişlerdir. Ülkemizin halihazırda bu sözleşmeye katılmamasına rağmen,
bir Türk tacirin taraf olduğu satış sözleşmesine, herhangi bir şekilde
bu sözleşme hükümleri uygulanma durumunda kalınırsa (Viyana Sözleşmesi,
md:1), Türkiye'nin bu sözleşmeyi imzalamamış olması önem taşımamakta ve
karşı tarafa ileri sürülememektedir. Viyana Sözleşmesi'nin 31 inci
maddesi uluslararası satış sözleşmelerinde mal tesliminin hangi anda
yapılmış sayılacağını hükme bağlamakta, 66 ncı ve diğer maddelerde ise;
mala ilişkin hasarın ne zaman satıcıdan alıcıya intikal edeceği
belirtilmektedir. Bu hükümler, tamamlayıcı ve yorumlayıcı özelliklere
sahip bulunmakta, dolayısıyla taraflar sözleşmelerinde açıkca
belirtilmek kaydıyla farklı bir düzenleme kabul edebilirler.
Taraflar, bu
düzenlemeyi yaparken sözleşmeye uygulanacak hukuk hükümlerine açıkça
atıfta bulunmalıdır. Örneğin: taraflar, sadece "Fob" veya "Cif"
ibarelerini kullanıp, açıkça "Incoterms"e atıfta bulunmamışlarsa, bu
ibareler "sözleşmeye uygulanacak hukuk" hükümlerine göre, eğer
uygulanacak hukuk "Viyana Sözleşmesi"ne atıfta bulunuyorsa, bu sözleşme
kurallarına göre yorumlanması gerekecektir. Böylece, sözleşmenin
hazırlanması esnasında taraflar, paylarına düşen yükümlülükleri yalın ve
kesin biçimde bilmiş olacaklar, dolayısıyla herhangi bir yanlış anlama
ve onu izleyecek uyuşmazlık olasılığını ortadan kaldıracaklardır.
III. Satış
Sözleşmelerinde "Incoterms Kuralları"nın kullanımı
Satış
sözleşmelerinde kullanılan çeşitli ticari terimler satıcı ile alıcı için
özel bir takım yükümlülükler getirir. Bu terimlerin ifade ettikleri
anlamları bilmemek beklenen bir kârı ciddi bir zarara çevirebilir. Bir
çok ticari terim, deniz ulaştırması ve denizaşırı ticarete ilişkin eski
kanun ve geleneklerden kalmadır. 19'uncu yüzyıl başlarında FOB terimi,
1850'lerde CIF ve CF terimleri kullanılmaya başlanmış, bunları diğer
terimler izlemiştir. Uzun süre kullanılma sonucu bu terimler, kesin
anlamlar kazanmışlardır. Bu ticari terimlerin yaygın bir şekilde
kullanılması çeşitli zorunluluklar sonucudur. Örneğin: satıcının
sevkettiği mallar alıcıya ulaşıncaya kadar gerek karadan gerekse
denizden olsun çoğu zaman uzun yollar aşmak zorundadır. Taşıma giderleri
bunların değerlerinin önemli bir kısmını teşkil eder. Bu nedenle, satıcı
ve alıcının herbirinin taşıma giderlerinden hangi bölümlerinin kime ait
olduğu konusunda her zaman açık bilgi sahibi olmaları önem taşır ve bu
nokta üzerindeki bilgi noksanlığı kârlı bir girişimi kolaylıkla büyük
bir kayba çevirebilir.
Her ticari işlem
bir satış sözleşmesine dayanır ve bu sözleşmede kullanılan ticari
terimler, malın mülkiyetinin satıcıdan alıcıya geçtiği kesin noktayı
belirlemekte önemli rol oynarlar. Sözleşme, ayrıca satıcının bu noktaya
kadar olan ve alıcının bu noktadan öteye başlayan sorumluluklarını ve
katlanacakları masrafları saptar. Dolayısıyla, ticari terimleri
kullanırken bir tarafın haklarının diğer tarafın yükümlülüklerini teşkil
ettiği hatırda tutulmalıdır.
1980 yılını izleyen
yıllarda, taşımacılık teknikleri alanında ortaya çıkan değişiklikler
gözönünde tutularak, bazı terimler birleştirilerek, Incoterms kuralları
1990 ve 2000 yıllarında yeniden düzenlenmiştir. Bu değişiklikler
arasında; özel olarak yükün konteynerler içinde bütünleştirilmesi, ayni
nakliyatın değişik yolların kullanımıyla gerçekleştirilmesi, kısa
mesafeli deniz taşımacılığında karayolu araçlarının ve vagonların deniz
taşıtlarına çıkarılıp-indirilmesi sayılabilir. Örneğin : ilk kez 1980
yılında uygulamaya konulan "taşıyıcıya masrafsız (önce FCR, daha sonra
FCA kodları ile)" terimi, 1990 ve 2000 yıllarında, taşımanın hangi
yolllardan veya hangi yolların birarada kullanımıyla yapıldığına
bakılmaksızın her türden taşıma işlemine uygun düşebilecek biçimde
değiştirilmiştir. Diğer taraftan, bazı özel taşıma biçimleri
çerçevesinde anlam taşıyan bazı terimlerin uygulamasına ise son
verilmiştir. Örneğin : ilk kez, 1953 yılında uygulamaya konulan "vagon
teslimi (FOR/FOT)" ve yine 1976 yılında yürürlüğe konulan "FOB/Hava
Limanı (FOB/Airport)" terimleri 1990 yılından itibaren uygulamadan
kaldırılmıştır.
"Incoterms 2000"de,
ticari terimler, anlama kolaylığı yönünden, birbirinden temelde
farklılık gösteren dört kategoriye ayrılmıştır.
1. Grup E (Çıkış):
Malların alıcıya,
satıcının kendi kuruluşunda sunulması durumudur. "E" teriminde,
satıcının yükümlüğü en az seviyede olup, satıcı, malları kararlaştırılan
yerde, genellikle kendi iş yerinde alıcının tasarrufuna bırakır. Bununla
birlikte, uygulamada satıcı çoğu kez alıcının malları kendi araçlarına
yüklemesine yardımcı olmaktadır (Kod: EXW).
2. Grup F (Ana
taşıma ücreti ödenmemiş olarak):
Satıcıdan
mallarını, alıcı tarafından tespit ve tayin edilen bir taşıyıcıya teslim
edilmesi istenir. "F" grubu terimlerinde, mallar, satıcı tarafından
alıcının talimatı doğrultusunda taşınmaya hazır olarak teslim
edilmelidir. Çünkü, taşıyıcıyı belirleyip taşıma sözleşmesini yapacak
olan, alıcıdır. Bu nedenle, malların satıcı tarafından taşıyıcıya teslim
edileceğinin ticari terim kapsamında ayrıca kesin olarak belirtilmesi
gerekmez (Kodlar: FCA, FAS ve FOB).
3. Grup C (Ana
taşıma ücreti ödenmiş olarak):
Satıcı, taşıma
işlemi için kendisi sözleşme yapmasına rağmen, malların kaybolması,
zarar görmesi riskini, malların yüklenmesi ve yola çıkmasından sonra
meydana gelebilecek olayların yaratacağı ek masrafları kendisi
üstlenmez. "C" grubu terimlerinde satıcı, yaygın olarak kullanılan
usuller çerçevesinde ve masrafı kendisine ait olmak üzere "taşıma
sözleşmesi" yapmak durumundadır. Bu nedenle, satıcının taşıma
masraflarını karşılayıcı üst sınır, "C" teriminden hemen sonra
belirtilmelidir. Örneğin: CIF ve CIP uygulamalarında, satıcı,
sigortalama işini de üstlenip bunun masrafını karşılamak zorundadır.
Masrafların karşılıklı olarak paylaşıldığı nokta malların varış yeriyle
ilgili olduğundan "C" terimleri çoğu kez hatalı biçimde "varış
sözleşmeleri" olarak ele alınmaktadır (Kodlar: CFR, CIF, CPT ve CIP).
(4) Grup D (Varış):
"D"li terimlere
göre satıcı malların sınırda veya ithal ülkesi içinde kararlaştırılan
yere veya varış noktasına ulaşmasından sorumludur. Satıcı, bu yere
malların getirilmesi ile ilgili bütün hasar ve masrafları
karşılamalıdır. "D" terimleri, "C" terimlerinden farklı bir nitelik
taşımaktadır. Zira, "D" terimlerine göre, malların, üzerinde anlaşmaya
varılmış noktaya veya varış yerine ulaşmasından satıcı sorumludur ve
malların kararlaştırılan noktaya ulaşmasında ilgili tüm riski ve
masrafları, satıcı üstlenmektedir. Dolayısıyla,"C" terimleri "yükleme
sözleşmeleri" niteliği taşırken, "D" terimleri "varış sözleşmeleri"
durumundadır (Kodlar: DAF, DES, DEQ, DDU ve DDP).
IV. Terimler
arasındaki temel benzerlikler ve farklar
"Incoterms 2000"
terimleri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde "C" grubunda yer alan
terimlerin (CFR, CIF, CPT, CIP), diğer gruplardaki terimlerden farklı
olarak mala ilişkin hasarların intikali ile masrafların intikali
konusunda birbirinden farklı iki nokta kabul ettikleri görülür. Bunlarda
hasar, satıcının bulunduğu yerde (yani malların sevk yerinde) alıcıya
intikal eder (geminin küpeştesi, ilk taşıyıcıya teslim yeri). Halbuki,
masrafların alıcıya intikali ancak uluslararası taşımanın sonunda (yani
varma limanı, varma yerinde) gerçekleşir. Bu nedenle "C" grubu
terimlerine iki noktalı kayıtlar adı da verilmektedir.
Buna mukabil, diğer
gruplardaki terimlerde gerek hasarın gerekse masrafların, satıcıdan
alıcıya intikali aynı yer ve zamanda gerçekleşir (tek noktalı kayıtlar).
Bu yer, kullanılan terime göre (EXW, FCA, FAS, FOB) satıcının
ülkesindedir veya (DAF, DES, DEQ, DDU, DDP) alıcının ülkesinde
bulunmaktadır. Bir diğer karşılaştırma, satılan malların teslim yerleri
bakımından yapılabilir. "D" grubu terimlerine göre satılan malların
teslimi, taşıma işleminin sonunda alıcının ülkesinde gerçekleşir (varma
yeri, varma limanındaki gemi, varma limanındaki rıhtım, vb.). Bu
itibarla, "D" grubu terimleri, uluslararası satımlardan, varma mahalline
yapılan satım sözleşmelerine (arrival contracts) örnek olarak
gösterilebilirler. Buna karşılık, diğer gruplardaki terimler gönderme
satımı (shipment contracts) niteliğinde olup, satıcı malları teslim
borcunu kendi ülkesinde (satıcının işyeri, taşıyıcıya teslim yeri,
yükleme limanındaki geminin bordası, yükleme limanındaki gemi, ilk
taşıyıcıya teslim yeri, vb.) yerine getirmektedir. Bu anlamda, "F" grubu
terimleri ile "C" grubu terimleri arasında bir fark bulunmamaktadır.
İlk kez "Incoterms
1990"da yer alan "DDU" teriminin kullanımına dikkat edilmesi
gerekmektedir. Çünkü, bu terimde, satıcı, sözleşme konusu malları,
malların gönderildiği ülkede varma yerinde teslim etmeyi yükümlenmekte,
ancak malların varma yerindeki ithalat işlemlerine ve gümrük vergilerine
karışmamaktadır. Bu nedenle, "DDU", ithalat işlemlerinin herhangi bir
sorun yaratmadığı ülkeler bakımından (örneğin; bir AB ülkesinden diğer
bir AB ülkesine mal satımında olduğu gibi) oldukça kullanışlı ve amaca
uygun bir teslim şeklidir. Ancak, ithalat işlemlerinin zor ve zaman
alıcı olduğu ülkeler bakımından, satıcının, malları alıcının ülkesinde
gümrük sınırından geçtikten sonra teslim etmeyi yüklenmesi, kendisi
yönünden çeşitli rizikolar arz edebilir. Her nekadar, 'DDU" teslim
şeklinde, malın ithalat işlemlerinden kaynaklanan gecikmelerin neden
olduğu ilave masraf ve hasarlardan alıcı sorumlu ise de, malın
ithalatıyla ilgili işlemlerde zorlukların hesaba katılması gereken
ülkeler bakımından bu terimin kullanılmasından kaçınılması gerekir.
Diğer taraftan, bazı ülkeler dış ticaret rejimlerinde ülke ekonomisini
koruyucu tedbirlere yer vermektedirler. Örneğin: mahalli sigorta
şirketlerini ve/veya mahalli taşıma şirketlerini koruma amacıyla,
ihracat ve/veya ithalatlarında malların mahalli şirketlere sigorta
ettirilmesini ve/veya mahalli şirketler tarafından taşıttırılmasını şart
koşabilirler. Böyle bir durumda yerine göre FOB veya CIF teslim şeklinin
tercihi bir zorunluluk haline gelebilir.
V. Incoterms ve
taşıma sözleşmeleri
Incoterms'in
kapsamının satış sözleşmesinin taraflarının satılan malların (sadece
maddi mallar) teslimine ilişkin hak ve yükümlülükler ile sınırlı olduğu
hatırdan çıkarılmamalıdır. Nitekim, Incoterms hakkında özellikle iki
kavram yaygın olarak yanlış kullanılmaktadır. Öncelikle, çoğu kez hataya
düşülerek Incoterms'in tarafların satış sözleşmesinde bulundurmak
isteyecekleri tüm yükümlülükleri kapsayacağı sanılmaktadır. İkinci
olarak, Incoterms'in satış sözleşmesinden ziyade taşıma sözleşmesine
uygulanacağı yanılgısına düşülmektedir.
Incoterms; yalnızca
satış sözleşmelerinde kullanılan terimlerle ilgili olup, taşıma
sözleşmelerinde, özellikle de mal sahibi ile taşıyıcı firma arasında
yapılan sözleşmelerde yer alan terimlerle (bunlar bazen Incoterms'e çok
benzeyen, hatta tıpatıp aynı olan terimlerle) meşgul olmaz. Taşıma
sözleşmelerinde yer alan terimler, yükleme ve boşaltma masrafları ile bu
işlemler için gereken zaman konusunda daha özele inen (bunlara "sürastarya"
hükümleri denir) bir nitelik taşır. Bu konuda sözleşme taraflarına
yapılabilecek tavsiye, bu hususların satış sözleşmesinde özel hükümlerle
açıklığa kavuşturulmasıdır. Satıcının, malları, gemiye veya alıcı
tarafından temin edilen bir taşıyıcıya yüklemesi için, buna karşılık
alıcının da malları varış noktasında teslim alması için ne kadar zamana
sahip olduğunun açık bir biçimde belirlenmesi, ayrıca satıcının, "F"
terimleri çerçevesinde yükleme, "C" terimleri çerçevesinde de boşaltma
işlemleriyle ilgili risk ve masrafları hangi ölçüye kadar üstleneceğinin
de belirlenmesi zorunludur.
Satıcı ile taşıyıcı
arasında, taşıyıcının malların varış yerinde boşaltılması işlemlerinden
sorumlu tutulmadığı bir sözleşmenin yapılmış olması, kendi başına, bu
işlemlerle ilgili risk ve kayıpların alıcıya düştüğü anlamına gelmez.
Çünkü satıcı ile taşıyıcı arasındaki sözleşmenin dışında, satıcı ile
alıcı arasında yapılan sözleşmenin hükümleri veya sözkonusu olan limanın
teamülü, satıcı tarafından yapılan taşıma sözleşmesinin boşaltma
işlemlerini de içermesi gereğini ortaya koyabilir.
Satıcı ve
alıcıların, uluslararası bir satış işleminin gerçekleştirilmesi için
satış sözleşmesinin yanısıra, taşıma, sigorta ve finansman sözleşmeleri
de gereklidir. Incoterms bu sözleşmelerden sadece satış sözleşmesiyle
ilgilidir. Bununla beraber, tarafların belirli bir Incoterms'in
kullanılması hususunda anlaşmaları kaçınılmaz olarak diğer sözleşmeleri
de etkileyecektir. Örneğin: CFR ve CIF sözleşmesi üzerinde anlaşan bir
satıcı bu sözleşmeyi deniz yoluyla taşıma dışında başka bir taşıma şekli
kullanarak ifa edemez, zira bu terimler uyarınca satıcının, alıcıya bir
konşimento veya diğer taşıma belgeleri ibraz etmesi gerekmekte olup, bu
da başka bir taşıma şekli kullanıldığında mümkün değildir. Ayrıca, bir
akreditif tahtında istenecek belgeler kaçınılmaz olarak, kullanılması
düşünülen taşıma araçlarına bağlıdır.
İkinci olarak,
Incoterms, satıcının malları, alıcının tasarrufuna bırakma veya taşıma
için teslim etme veya varış noktasına teslim gibi taraflara yüklenmiş
belirli borçları ve bu durumlarda hasarın geçişini düzenler. Ayrıca,
malların ithalat ve ihracat için gümrüklenmesi ve ambalajlanması
borçları ile, alıcının malları teslim alma ile ilgili yükümlülüklerinin
gereği gibi yerine getirildiğini kanıtlama borçlarını düzenler.
Incoterms, satış sözleşmelerinin uygulanması için büyük önem taşımakla
birlikte, satış sözleşmesinden kaynaklanabilecek "mülkiyetin devri ve
diğer mülkiyet hakları, sözleşmenin ihlali ve bu ihlali takiben ortaya
çıkan sonuçlar, belirli durumlarda sorumluluktan kurtulma halleri gibi"
birçok sorunla ilgilenmemektedir. Genel olarak, Incoterms, sözleşmenin
ihlalinden doğan sonuçlar ile çeşitli imkansızlıklar sonucu oluşan
sorumluluktan muafiyet halleri ile ilgilenmez. Bu sorunlar, satış
sözleşmesinin içerdiği diğer hükümlere ve uygulanacak hukuka göre
çözümlenmelidir.
VI. Mallara ilişkin
risk ve masrafların devri
Mallara ilişkin
masrafları karşılama yükümlüğüyle birlikte aynı malların kaybolma ve
hasara uğrama riski de, satıcının malları teslim yükümlüğünü yerine
getirmesiyle birlikte, satıcıdan alıcıya geçer. Burada, alıcıya, risk ve
masrafların kendi üzerine geçmesini geciktirici olanaklar tanımama
gereğinden hareketle, mevcut bütün terimler, alıcının malları anlaşmaya
varıldığı biçimde teslim almaması veya satıcıya malları teslim etme
yükümlüğünü yerine getirebilme açısından gerekli bilgileri (örneğin:
yükleme zamanı ve/veya teslim yeri) sağlamaması gibi durumlarda, risk ve
masraf devrinin teslimden önce de gerçekleşebileceğini hükme
bağlamaktadır. Risk ve masrafların bu biçimde daha erken bir zamanda
alıcıya aktarılabilmesi için zorunlu olan, söz konusu malların alıcı
için hazırlandığının tespit edildiğinin belirlenebilmesidir. Bu
zorunluluk "EXW" işlemi açısından özellikle geçerlidir. Çünkü diğer
bütün terimlerde, bir kez yüklendikten veya yola çıkarıldıktan ("F" ve
"C" terimleri), veya varış noktasına teslim edildikten ("D" terimleri)
sonra, söz konusu malların özel olarak alıcı için bu işlemlerden
geçirildiği zaten bellidir. Bununla birlikte, bazı istisnai durumlarda
mallar satıcı tarafından her bir alıcının payı belirtilmeksizin toplu
biçimde yola çıkarılmış olabilir. Eğer durum böyle ise risk ve masraf
devri yukarıda sözü edilen mal tahsisinden önce gerçekleşemez.
VII. Gümrük
işlemleri
İhraç için gerekli
gümrük işlemlerinin ihracatçı, ithal için ise gerekli gümrük
işlemlerinin ithalatçı tarafından yapılması en doğal yoldur. Ancak, bazı
satış sözleşmeleri uyarınca, alıcının, satıcının ülkesindeki ihracat
işlemlerini gerçekleştirmesi (EXW, FAS); bazı sözleşmelerde ise,
tersine, satıcının, alıcının ülkesindeki ithalat işlemlerini yürütmesi (DEQ,
DDP) gerekebilir. Bu tür durumlarda satıcı ve alıcı, ihracata veya
ithalata konabilecek yasaklardan doğacak riskleri karşılıklı olarak
paylaşma durumundadırlar. Ayrıca, taraflar, gümrük çekiş işlemlerinin
söz konusu ülkede ikamet etmeyen bir tarafça doğrudan veya aracı yoluyla
gerçekleştirilmesinin yetkililerce kabul edildiğini önceden belirlemek
durumundadırlar. Satıcının, alıcının ülkesi dahilinde ve gümrük giriş
işlemleri tamamlandığı takdirde ulaşılamıyacak yerlerde mal teslim etme
yükümlülüğünü üstlendiği, ancak alıcının giriş işlemlerini zamanında
yaparak kendi payına düşeni yerine getirmemesi nedeniyle satıcının söz
konusu yere ulaşma şansının da olumsuz yönde etkilendiği durumlarda,
bazı özel sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Uygulamada,
tarafların bir Incoterms'e sözcükler ilave ederek, örneğin:EXW
yüklenmiş, terimi daha belirgin hale getirmek istemelerine sıkça
rastlanmaktadır. Incoterms'ler bu tür eklemelere hiçbir şekilde yol
göstermemektedir. Nitekim, taraflar, bu tür eklemelerin yorumlanması
hususunda sağlıklı bir ticari uygulamaya güvenmiyorlarsa, yapılan bu
eklemeler sonucunda ciddi sorunlarla karşılaşabilirler.
VIII. Incoterms
kurallarının getirdiği yenilikler
Milletlerarası
Ticaret Odası (ICC) tarafından Incoterms kurallarına 1990 ve 2000
yıllarında getirilen değişiklikler başlıca iki nedene dayanmaktadır.
Bunlardan ilki, bilgisayar ortamında yapılan veri (data) alış-verişinin
yaygınlaşması sonucu ticari işlemlerde kullanılan belgelerin (faturalar,
taşıma senetleri, malların gümrükten çekilmesine yarayan belgeler,
malların teslimini kanıtlamaya yarayan belgeler, v.b.) elektronik veri
şeklinde (elektronic data interchange) karşı tarafa gönderilmesine imkan
tanımasıdır.
Her ne kadar,
Incoterms kuralları ile tarafların karşı tarafa tedarik etmek veya ibraz
etmekle yükümlü olduğu belgelerin, taraflar arasında elektronik veri
değişimi ile ikamesine olanak sağlanmış ise de, bu durum ülkelerin
mevcut hukuk düzenlemeleri karşısında halihazırda bir temenniden öteye
gidememektedir. Çünkü, ticari belgelerin çoğu, ülkelerin hukuk düzeninde
yazılı olarak düzenlenmek zorundadır. Örneğin : konşimento kıymetli bir
evrak niteliğinde olup, mallar üzerindeki zilyetliği (fiili egemenliği)
temsil etmektedir. Konşimentonun ciro yoluyla devir ve teslimi, kural
olarak, malların kendisinin devir ve teslimi hukuki sonucunu
doğurmaktadır. Diğer taraftan, uluslararası ticarette sıkça kullanılan
akreditif işlemi de çoğu kez yazılı bir tesellüm belgesini şart
koşmaktadır. Nitekim, konşimento, malların taşıyan tarafından tesellümü
ile konşimentonun düzenlenmesi sırasında geminin ikinci kaptanı
tarafından tanzim edilen muvakkat makbuz (mate's receipt), ticari
faturalar ve teyid mektubunun da Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
yazılı olarak düzenlenmesi zorunludur (TTK, 1097, 1150, 1158 ve 23).
Sonuç olarak, EDI mesajlarının kullanımında pozitif hukuk
düzenlemelerinin gözönünde bulundurulması ve ticari belgelerin
tanziminde "yazılı şekil" koşuluna uyulması, halihazırda yapılan
işlemlerin geçerliliği bakımından büyük önem taşımaktadır.
"Incoterms 2000"
ile getirilen değişikliklerin ikinci ve önemli nedeni ise; uluslararası
mal taşımacılığında son yıllarda ortaya çıkan teknik gelişmeler ile
Incoterms kuralları arasında bir paralellik kurma çabasıdır. İlk
örnekleri, FOB ve CIF olan ticari kayıtlar, deniz taşımacılığında ortaya
çıkmıştır. Konvansiyonel gemilerde mallar genellikle gemi güvertesinde
açıkta taşınmakta, yüklemeler gene klasik şekilde yani malların vinçler
ile rıhtımdan alınıp geminin küpeştesi aşırtılarak geminin güvertesine
yerleştirilmesi suretiyle yapılmaktadır. Çağımızda, yeni taşıma ve
yükleme teknikleri yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Artık,
denizaşırı ticaret konusu olan mallar sadece limanlara yakın yerlerde
üretilip depolanmamakta, üretim yerleri genellikle limanlardan uzakta
bulunmakta, üretilen mallar demiryolu veya kara yolu ile geminin
bulunduğu limana ulaştırılmaktadır. Bazı durumlarda mallar, taşımayı
yapacak gemi daha limana ulaşmadan önce liman mahalline ulaştırılmakta,
gemi ulaşıncaya kadar bir depoda veya taşımacının deposunda beklemeye
alınmaktadır. Böyle bir durumda (mallar alıcının kontrol ve gözetiminden
çıkmasına rağmen mallara yönelik herhangi bir hasar satıcıya ait
olmaktadır. Bazı durumlarda ise: mallar hiçbir biçimde gemi küpeştesini
aşmamaktadır. Örneğin: Ro-Ro (Roll on/Roll off) taşımacılığında, kara
taşımacısına teslim edilen mallar TIR/Kamyonlar üzerinde limandaki
gemiye kadar taşınmakta, mallar boşaltma ve yüklemeye gerek kalmaksızın,
TIR/Kamyonlar içerisinde yolculuğa devam etmektedir. Özellikle,
yüklemeden önce veya yükleme esnasında mala gelebilecek hasarda, hasar
anının tespiti ve bu hasara alıcının mı yoksa satıcının mı katlanacağı
sorunlara neden olmaktadır. Hasarın intikalini, malların küpeşteyi
geçtiği ana bağlayan FOB, CIF, v.b. kayıtlar, bu tür taşıma ve yükleme
yöntemlerinde yetersiz kalmaktadır.
Aynı şekilde,
malların konvansiyonel gemiler yerine özel container gemilerinde
taşınması durumunda da benzer sorunlarla karşılaşılmaktadır. Çünkü,
container gemilerinde yükleme, gemi küpeştesi üzerinden değil, geminin
arkasından öne doğru yürüyen bandlar üzerinde yapılmaktadır. Malların,
FOB, CIF, vb. kayıtlar ile satılması ancak deniz taşıması için bir
container gemisinin tayin edildiği durumlarda hasarın hangi anda
alıcıdan satıcıya geçeceği ve teslimin hangi anda gerçekleşmiş
sayılacağı yukarıdakine benzer sorunlara neden olmaktadır. Bu sebeple,
ICC, gemi küpeştesinin ayırıcı bir rol oynamadığı taşımalarda FCA, CPT
veya CIP kayıtlarının kullanılmasını önermektedir. Günümüzde, satıcı,
sattığı malları çoğu kez limana kadar götürmemekte, malları kendi
deposunda bir kara taşımacısına veya çok modaliteli taşımacıya (multi
model transport operatör) teslim etmektedir. Eskiden taşıma,
limandan-limana (port to port transport) iken, günümüzde taşımacılık
yaygın bir şekilde evden-eve (door to door transport) yapılmaktadır.
Böyle bir durumda, malların geminin bulunduğu limanda deniz taşımacısına
küpeşte üzerinden aşırılarak teslimini öngören klasik teslim ve hasar
paylaşımı prensibi anlamını yitirmekte, bu prensibe göre düzenlenmiş
ticari kayıtlar satıcı ve alıcı arasında gereksiz hukuki sorunlara yol
açmaktadır. Bu sorunların giderilmesi amacıyla, ICC, 1990 yılında
yaptığı değişiklikle "Incoterms"e FCA (Free carrier-taşıyıcıya teslim)
kaydını dahil etmiştir. Çok modaliteli bir taşıma gerektiren deniz aşırı
satımlarda artık, mallar, satıcı tarafından ilk taşıyıcıya (çoğunlukla
kara/demiryolu taşımacısı) teslim edilmekle birlikte satıcı, teslim
borcunu yerine getirmiş sayılmakta ve bu andan itibaren meydana
gelebilecek geç/yanlış mahalde teslim veya mala ilişkin hasarlardan
sorumlu olmamaktadır.
IX. Son söz :
Ignorante legis neminem excusat
Yukarıdaki
açıklamalarımızı müteakip yeniden incelememizin giriş bölümüne
dönüyoruz. "CIF/Ankara" satış sözleşmesi yapacak satıcı bu sözleşmeyi
denizyolu taşıma dışında başka bir taşıma şekli kullanarak ifa edemez.
Ayrıca, bir akreditif tahtında istenecek belgeler (örneğin: deniz
koşimentosu) kaçınılmaz olarak kullanılması düşünülen taşıma araçlarına
bağlıdır (UCP-500). Nitekim, gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse Incoterms
kuralları CIF teriminin sadece denizyolu taşımacılığında
kullanılabileceğini açıkça ifade etmektedir. Dolayısıyla, CIF satış
sözleşmesinin, CIP satış sözleşmesi (CIP/Ankara-Incoterms 2000-) olarak
düzenlenmesi zorunludur. Diğer taraftan, "FOB/Mersin" satış sözleşmesi
yapan satıcının sözleşmede yer alan "FOB/Mersin" ibaresinin yanına
uygulanacak hukuk düzenini bir parantez içinde (örneğin: Incoterms 2000
veya Viyana Sözleşmesi, vb.) belirlemesi, satıcı ve alıcının
yükümlülüklerinin saptanması yönünden taraflara yardımcı olacağı
aşikardır. Dolayısıyla, satış sözleşmesinin (FOB/Mersin-Incoterms
2000/veya Viyana Sözleşmesi) şeklinde düzenlenmesi gereklidir. Öte
yandan, "EXW/Polatlı, Ankara" satış sözleşmesi yapan satıcının da bu
terimin sonuna uygulanacak hukuk düzeninin belirtilmesi için gerekli
ilaveyi yapması zorunludur. Ülkemiz dış ticaret ve gümrük mevzuatı
hükümlerine göre malların çıkış (ihracat) işlemlerinin bizzat satıcı
(ihracatçı veya satıcının temsilcisi) tarafından yürütülmesi zorunluluğu
karşısında sözkonusu satış sözleşmesinin "FCA/Polatlı, Ankara-Incoterms
2000-" olarak düzenlenmesi daha doğru bir girişim olacaktı. Diğer
taraftan, "FOB/ Esenboğa, Ankara" satış sözleşmesi yapan satıcının bu
terimin yerine "FCA/Esenboğa, Ankara-Incoterms 2000-" terimini
kullanması yerinde olacaktı. Çünkü, "FOB/Hava alanı" terimi uygulamasına
1990 yılından itibaren "Incoterms 1990" kuralları ile son verilmiş
bulunulmaktadır.
Uluslararası satış
sözleşmelerinde ticari kayıtların (terimlerin) doğru kullanılması,
tarafların karşılıklı olarak hak ve yükümlülüklerini bilmesine,
dolayısıyla muhtemel anlaşmazlıkların ortadan kaldırılmasına yardımcı
olacağı aşikardır. Son söz, başlıkta kullandığımız Latince deyimden
"kuralları bilmemek mazeret sayılmaz".
|
Incoterms nedir? |
|
|
Uluslararası
ticarete taraf olan firmalar farklı ülkelerde bazen ayrı kıtalarda
yerleşik bulunmakta olup, çoğunlukla birbirlerini
tanımamaktadırlar. Mallar, ülkeler ve kıtalar arası taşımalara
konu olmakta, bu taşımalar sırasında mallarla ilgili olarak
ceşitli risk ve maliyetler ortaya çıkmaktadır. Bu maliyet ve
risklerin ihractçıya mı yoksa ithalatçıya mı ait olacağının
taraflar arasındaki görüşmeler sırasında tesbit edilmesi ve ticari
sözleşmelerin buna göre yapılması gerekmektedir.Örneğin, taşıma
işleminin kimim tarafından organize edileceği, taşıma bedelinin
kim tarafından ödeneceği, taşıma sırasında malların hasara
uğraması, kaybolması, çalınması gibi risklere karşı hangi tarfın
tedbir alacağı, alıcının ödediği mal bedelinin neleri içerip
neleri içermediği hususlarının baştan karara bağlanması
gerekmektedir
Uluslararası Ticaret Odası, çağımızın ticari teamüllerini göz
önünde bulundurarak, alıcı ve satıcın yükümlülük, maliyet ve
risklerinin sınırlarını belirleyen çeşitli kavramlar
tanımlamıştır. Incoterms denilen bu kavramlar, Uluslararası
Ticaret Odasının 500 Sayılı Broşürü olarak yayımlanmıştır.
İhracatçı ve ithalatçı firmalar, aralarındaki pazarlık görüşmeleri
esnasında yukardaki hususlarla ilgili bütün detayları ayrı
pazarlık konusu etme gereği bulunmamaktadır; bunun yerine,
incoterms konusunda bilgi sahibi olmaları ve pazarlıklarını
kendilerine uygun gelen teslim şeklini ifade edecek kavram
üzerinden yapmaları yararlı olacaktır. |
İHRACAT'TA TESLİM ŞEKİLLERİ
A) Ticari İşletmede
Teslim / Ex Works (EXW)
B)
Taşıyıcıya Teslim / Free CARRIER (FCA)
C)
Gemi Doğurultusunda Teslim / Free Alongside Ship (FAS)
D)
Gemi Bordasında Teslim / Free on Board (FOB)
E)
Mal Bedeli veya Navlun / Cost and Freight ( CFR)
F)
Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun / Cost, Insurance and Freight (CIF)
G)
Taşıma Ücreti Ödenmiş Olarak Teslim / Carriage Paid To (CPT)
H)
Taşıma Ücreti ve Sigorta Ödenmiş Olarak Teslim / Carriage and Insurance
Paid To (CIP)
I)
Sınırda Teslim / Delivered At Frontier (DAF)
J)
Gemide Teslim / Delivered Ex Ship (DES)
K)
Rıhtımda Teslim ( Gümrük Vergi ve Harçları Ödenmiş Olarak ) / Delivered
Ex Quay (Duty Paid) (DEQ)
L)
Gümrük Resmi Ödenmemiş Olarak Teslim / Delivered Duty Unpaid (DDU)
M)
Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim / Delivered Duty Paid (DDP)
A)
TİCARİ İŞLETMEDE TESLİM / EX WORKS (EXW)
"Ex
works" satıcının malları işletmesinde (fabrika,depo v.s.) alıcı emrine
hazır tutmakla teslim yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamındadır.
Satıcı, aksi kararlaştırılmadıkça malın alıcı tarafından sağlanan bir
araca yüklenmesinden yada malların ihraç gümrüğünden geçirilmesinden
sorumlu değildir. Alıcı bu noktadan itibaren varış yerine değin , malın
taşınması ile ilgili tüm gider ve risklerin yükümlülüğünü taşır. Bu
terim tüm satış şekilleri içinde satıcı için en az yükümlülüğü ihtiva
eden bir satış şeklidir.
Bu
teslim şeklinde sözleşmede belirtilen satış bedeline yalnızca
ambalajlanmış mal bedeli dahildir. Yani teslim tarihinden itibaren her
türlü nakliye, yükleme, boşaltma ve sigorta masrafları alıcı tarafından
ödenmektedir.
B)
TAŞIYICIYA TESLİM / FREE CARRIER (FCA)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ihraç gümrüğünden
geçirilip, alıcı tarafından belirlenen taşıyıcıya, belirlenen yer yada
noktada teslimi ile son bulur.
Eğer
alıcı tarafından kesin bir teslim yeri belirtilmemişse, satıcı taşıyanın
malları teslim alacağı yer civarında bir yer belirleyebilir. Ticari
uygulamalar taşıyıcı ile sözleşme yapılabilmesi için satısının yardımını
gerektirirse (Örneğin demir ve hava yolu taşımacılığında) satıcı riziko
ve masraflar alıcıya ait olmak üzere hareket edebilir.
C)
GEMİ DOĞURULTUSUNDA TESLİM / FREE ALONGSIDE SHIP (FAS)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, belirlenen limanda malların gemi
doğrultusunda rıhtım veya mavnaya konmasıyla sona erer. Bu da, bu andan
itibaren, malla ilgili tüm gider, yitik veya hasar rizikolarının alıcı
tarafından üstlenilmesi anlamındadır. Malın yükleme, boşaltma , nakliye
ve sigorta masrafları alıcı tarafından ödenir. FAS'da sözleşmede
belirtilen satış bedeline hem mal bedeli, hem de rıhtıma kadar yapılan
nakliye ücreti dahildir.
Bu
terim, alıcının ihraç için malları gümrükten çekmesi gerektiğini
belirtir. Alıcı doğrudan yada dolaylı olarakj ihraç işlemlerini yerine
getirmeyecekse kullanılmamalıdır.
Bu
terim yalnızca deniz veya içsu taşımacılığında kullanılır.
D)
GEMİ BORDASINDA TESLİM / FREE ON BOARD (FOB)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü belirlenen yükleme limanında
mallar gemi küpeştesini açtığı andan itibaren yerine getirilmiş olur.
Mallarla ilgili tüm gider yitik veya hasar rizikoları bu noktadan
itibaren alıcı tarafından üstlenilir. Eğer gemi küpeştesi pratikte
birşey ifade etmiyorsa (örneğin roll-on/roll-off veya konteyner
taşımacılığında olduğu gibi) FCA teriminin kulanılması daha doğru olur.
E)
MAL BEDELİ veya NAVLUN / COST AND FREIGHT( CFR)
Bu
terim ile satıcı belirlenen varış limanına malı gönderebilmek için
gerekli tüm giderleri ve navlunu ödemek zorundadır. Ancak malla ilgili
yitik bir hasar rizikoları ile giderlerde görülebilecek artış, yükleme
limanında malların gemi küpeştesini geçmesi anından itibaren satıcıdan
alıcıya devredilmiş olur.
CFR
terimi satıcının ihraç için malları gümrükten geçirmesi gerektiğini
belirtir.
F)
MAL BEDELİ, SİGORTA ve NAVLUN / COST, INSURANCE AND FREIGHT (CIF)
Bu
terim ile satıcı CFR'deki yükümlülüklerine aynen sahiptir. Ancak ek
olarak, malların taşınması sırasında yitik veya hasar rizikosuna karşı
deniz sigortası temin etmek durumundadır. Satıcı sigorta sözleşmesini
yapar ve sigorta primini öder. Alıcı bu terim ile satıcının sigortada
sadece minimum kuvertür temin etme yükümlülüğü bulunduğunu bilmelidir.
Bu
terim satıcının ihraç için malları gümrükten geçirmesi gerektiğini
belirtir. Bu terim sadece deniz ve iç su taşımacılığında kullanılır.
Eğer gemi küpeştesi pratikte birşey ifade etmiyorsa CIP terimini
kullanmak daha uygun olur.
G)
TAŞIMA ÜCRETİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM / CARRIAGE PAID TO (CPT)
Bu
terim satıcının, malın kararlaştırılan varış yerine kadar taşınması için
gerekli navlunu çdediği anlamına gelir. Malın yitik ve hasarına ait
rizikolarla birlikte taşıyıcıya teslimden itibaren doğabilecek ek
masraflar, malların taşıyıcının nezaretine verilmesinden itibaren
satıcıdan alıcıya geçer.
Taşıyıcı bir taşıma sözleşmesinde demir, kara, deniz, hava, içsu
taşımacılığı yada bunların birleşmesi sonucu ortaya çıkan taşımacılık
işlemini üstlenen kimsedir.
H)
TAŞIMA ÜCRETİ ve SİGORTA ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM / CARRIAGE AND INSURANCE
PAID TO (CIP)
Bu
terim ile satıcı CPT'deki yükümlülüklerine aynen sahiptir. Ancak ek
olarak malların taşınması sırasında yitik veya hasar rizikosuna arşı
kargo sigortası temin etmek durumundadır.
Satıcı sigorta sözleşmesini yapar ve sigorta primini öder .
I)
SINIRDA TESLİM / DELIVERED AT FRONTIER (DAF)
Bu
terim satıcının teslim yükümlülüğünün, malların ihraç için gümrükten
geçirilip, sınırda belirlenen yer yada noktada ancak bitişik ülkenin
gümrük sınırndan önce emre hazır tutulmasıyla sona ermesini ifade eder.
Sınır
terimi , ihraç ülkesinin sınırı da dahil olmak üzere herhangi bir sınır
için kullanılabilir. Dolayısıyla, terimin içinde sözkonusu sınırın her
zaman nokta ya da yer belirtilerek kesin şekilde tanımlanmış olması
hayati olarak önem taşımaktadır.
J)
GEMİDE TESLİM / DELIVERED EX SHIP (DES)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malı belirlenen varış limanında,
gemi bordasında, ithal gümrüğünden geçirmeden alıcının emrine hazır
tutmakla sona erer. Satıcı, malların belirlenen varış limanına
getirilmesi için gereken tüm gider ve rizikoları üstlenir. Bu terim
sadece deniz veya içsu taşımacılığı için kullanılabilir.
K)
RIHTIMDA TESLİM ( GÜMRÜK VERGİ ve HARÇLARI ÖDENMİŞ OLARAK) / DELIVERED
EX QUAY(Duty Paid) (DEQ)
Rıhtımda Teslim (Gümrük Vergi ve Harçları Ödenmiş Olarak)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malları belirlenen varış
limanında ithal gümrüğünden geçirilmiş olarak, rıhtım üzerinde alıcı
emrine hazır tutmakla sona erer.
Satıcı, malların o noktaya kadar taşınmasıyla ilgili vergi, resim ve
diğer harçlarda dahil olmak üzere tüm riziko ve giderleri üstlenir.
Bu
terim satıcı dolaylı yada dolaysız yoldan ithal lisansi sağlayamayacaksa
kullanılmamalıdır. Eğer taraflar malların alıcı tararfından gümrükten
geçirilmesi ve gümrük vergilerinin ödenmesini istiyorlarsa "dutiy paid"
yerine "duty unpaid" terimini kullanmalıdır. Eğer taraflar satıcının
yükümlülükleri arasından malların ithali için ödenecek bir takım
giderleri çıkarmak istiyorlarsa (KDV gibi) bunu, bu etkiyi yaratacak
sözcükler ekleyerek kesinleştirmelidirler.
L)
GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEMEİŞ OLARAK TESLİM / DELIVERED DUTY UNPAID (DDU)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ithal ülkesinde,
belirlenen yerde emre hazır tutulması ile sona erer. Satıcı, malların o
noktaya kadar taşınması ve gümrük formalitelerinin yerine getirilmesi
ile ilgili riziko ve giderleri üstlenmek durumundadır (İthalat için
ödenmesi gereken vergi resim ve harçlar hariç).
Alıcı
malların zamanında ithal için gümrükten çekilmemesinden kaynaklanan ek
gider ve rizikoları üstlenmek durumundadır.
Eğer
taraflar satıcının gümrük formalitelerini yerine getirip bundan
doğabilecek gider ve rizikoları üstlenmesini istiyorlarsa bunu, bu
etkiyi yaratacak sözcükler ekleyerek kesinleştirmelidirler.
Eğer
taraflar satıcının yükümlülüklerine malların ithali için gerekli bazı
giderleri eklemek istiyorlarsa (KDV gibi) bunu, bu etkiyi yaratacak
sözcükler ekliyerek kesinleştirmelidirler. Bu terim taşıma şeklinden
bağımsız olarak kullanılabilir.
M)
GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM / DELIVERED DUTY PAID (DDP)
Bu
terim ile satıcının teslim yükümlülüğü, malların ithal ülkesinde
belirlenen yerde emre hazır tutulması ile sona erer. Satıcı, malların o
noktaya kadar taşınması, ithal gümrüğünden geçirilmesi için gerekli
vergi, resim ve diğer harçlar dahil olmak üzere riziko ve giderleri
üstlenmek durumundadır. EXW terimi satıcı için ne kadar az yükümlülük
ifade ediyorsa, DDP terimi de o kadar çok yükümlülük ifade etmektedir.
Aşağıda başka bir anlatımını da bulabilirsiniz...
“INCOTERMS 2000”
ULUSLAR ARASI TESLİM ŞEKİLLERİ
ULUSLARARASI
TESLİM ŞEKİLLERİ (INCOTERMS-2000)
(International
Contract Terms)
Dış ticaret
işlemleri, alıcı ile satıcının sözleşme yapması ile başlar.
Sözleşmelerde tarafların yükümlülükleri ve haklarının kesin bir
biçimde şarta bağlanması gerekir. Malların bir yerden başka bir yere
taşınmasında hangi tarafın ne yükümlülüğü olduğu, yükümlülükler
yerine gelmediği takdirde risklerin nasıl bölüşüleceği, taşıma
sırasında mallarda meydana gelebilecek kaybolma ve hasar riskinin
hangi tarafa ait olacağı gibi soruların karşılıkları, sözleşmelerde
açık olarak yer almalıdır.
INCOTERMS; dış
ticaret alanında en yaygın kullanılan taşıma terimlerinin yorumu
için geçerli olmak üzere ICC tarafından oluşturulan bir dizi
tarafsız uluslar arası kurallar bütünüdür. INCOTERMS ’in temel
amacı, bu tür taşıma terimlerinin ülkeden ülkeye farklı biçimlerde
yorumlanmasından kaynaklanan belirsizlikleri ortadan kaldırmak yada
büyük ölçüde azaltmaya yönelik çalışmalar yapmaktır.
INCOTERMS ilk kez
1936 yılında yayınlanmıştır. 1953, 1967, 1976,1980 ve 1990
yıllarında yapılan çeşitli ek ve değişiklikler ile en son 1.1.2000
tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan INCOTERMS 2000, Milletler arası
Ticaret Odasının 560 sayılı broşürü kapsamında yayınlanmıştır.
INCOTERMS 2000’de
13 terim bulunmaktadır. Bu 13 terim dört ana gruba ayrılmıştır. Her
bir terimin taşıdığı ilk harf o terimin dahil olduğu grubu
göstermektedir.
Buna göre:
GRUP
E – ÇIKIŞ
EXW
: EX WORKS (İŞ YERİNDE TESLİM)
GRUP F – NAVLUN
ÖDENMEMİŞ
FCA
:
FREE CARRIER (TAŞIYICIYA
TESLİM)
FAS
:
FREE ALONGSIDE SHIP (GEMİNİN BORDASINDA TESLİM)
FOB
: FREE ON BOARD (GÜVERTEDE TESLİM)
GRUP C – NAVLUN ÖDENMİŞ
CFR
: COST AND FREIGHT (MAL BEDELİ VE NAVLUN)
CIF
: COST, INSURANCE AND FREIGHT (MAL BEDELİ,SİGORTA VE NAVLUN)
CPT
: CARRIAGE PAID TO. (TAŞIMA ÜCRETİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM)
CIP
: CARRIAGE AND
INSURANCE PAID TO. (TAŞIMA VE SİGORTA BEDELİ
ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM)
GRUP D – VARIŞ
DAF
: DELIVERED AT
FRONTER (SINIRDA TESLİM)
DES
: DELIVERED EX SHIP (GEMİDE TESLİM)
DEQ
: DELIVERED EX QUAY (DUTY PAID) (RIHTIMDA TESLİM GÜM.RES.ÖD.)
DDU
: DELIVERED DUTY UNPAID (GÜMRÜK RESMİ ÖDENMEKSİZİN TESLİM)
DDP
: DELIVERED DUTY PAID (GÜMRÜK RESMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM)
INCOTERMS 2000
EXW
İşyerinde Teslim
FCA
Taşıyıcıya Teslim
FAS Geminin Bordasında Teslim
FOB Güvertede Teslim
CFR
Mal bedeli ve Navlun
CIF
Mal bedeli, Sigorta ve Navlun
CPT
Taşıma ücreti ödenmiş olarak teslim
CIP
Taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak teslim
DAF
Sınırda teslim
DES
Gemide teslim
DEQ
Rıhtımda teslim (Gümrük Resmi Ödenerek)
DDU
Gümrük Resmi ödenmeksizin Teslim
DDP
Gümrük Resmi Ödenmiş olarak Teslim
TAŞIMA
BİÇİMLERİNE GÖRE KULLANILACAK INCOTERMS 2000 ÖRNEĞİ:
|
TAŞIMA
BİÇİMİ |
INCOTERM |
TAŞIMA
BELGESİ |
|
Multimodal
(birden fazla taşıma biçimini kapsayan) taşıma dahil, herhangi
bir taşıma biçiminde
|
EXW
FCA
CPT
CIP
DAF
DDU
DDP |
Kombine taşıma
konşimentosu.
Nakliyeci
Makbuzları
(FCR-CMR)
FIATA
Belgeleri |
|
Hava
taşımasında
|
FCA |
Havayolu
taşıma senedi |
|
Demiryolu
Taşımasında
|
FCA |
Demiryolu
Taşıma (Hamule) Senedi |
|
Deniz ve Su
yolu
(Nehir/Kanal)
Taşımasında |
FAS
FOB
CFR
CIF
DES
DEQ
|
Konşimento |
1- EX
WORKS:
Kodu:
EXW
( İsmi belirtilen işyerinde teslim)
Satıcı, yeri
belirtilen işyerinde (atölye, fabrika, antrepo v.s.) malları
alıcının emrine hazır bulundurmakla teslim yükümlülüğünü yerine
getirmiş sayılır.
Malları satıcının
iş yerinden teslim alarak istenilen yere taşımaya ilişkin masraf ve
risk alıcıya aittir. Bu nedenle bu teslim şekli satıcı açısından en
az yükümlülük getiren terimdir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlar, anlaşılan tarihte ve yerde malları
alıcıya teslim eder.
·
ALICININ
YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Malların
bedelini ödeyerek, malın varış yerine kadar tüm masraf ve risklerini
üstlenir.
2-
FREE CARRIER:
Kodu:
FCA (Taşımacıya teslim , adı
belirtilen yerde)
Bu terime göre
satıcı, ihracat formalitesi tamamlanmış malları alıcının adını
verdiği yerde, yine alıcı tarafından ismi belirtilen taşımacıya
teslim etmekle sözleşme tahtındaki teslim yükümlülüğünü yerine
getirmiş olmaktadır.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlar, gümrük masraflarını öder ve
alıcının belirlediği
yerde,
belirlediği taşıyıcıya teslim eder. Teslim anına kadar bütün masraf
ve riskler satıcıya
aittir.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Malların
bedelini ödeyerek, malın ithalat ile ilgili gümrük masraflarını ve
navlun ücretini öder.
Malları
belirlenen yerde ve tarihte teslim aldıktan sonra tüm masraf ve
riskler kendisine aittir.
3-
FREE ALONGSIDE SHIP:
Kodu:
FAS (İsmi belirtilen yükleme
limanında gemi yanında teslim)
Satıcı, alıcı
tarafından ismi belirtilen yükleme limanında, yine alıcının ismini
verdiği geminin yanında ve alıcının belirttiği zamanda malları hazır
bulundurmakla teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Bu yer
ve zamandan sonraki her türlü masraf ve risk alıcıya aittir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlar, malları daha önce belirlenen
tarihte ve limanda
alıcının
daha önce adını verdiği gemi ya da mavnanın yanında teslim eder.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Malların
gümrük masraflarını ödeyerek yükleme limanında emrine hazır tutulan
malları teslim
alır. Bu
aşamadan sonra tüm masraf ve riskler alıcıya aittir.
4-
FREE ON BOARD:
Kodu:
FOB (İsmi belirtilen sevk
limanında gemide teslim)
Bu terime göre
mallar, alıcı tarafından ismi belirtilen sevk limanında alıcının
belirttiği zamanda ve yine alıcı tarafından ismi verilen geminin
küpeştesini aştığı anda satıcının teslim yükümlülüğü yerine
getirilmiş sayılır. Bu zaman ve yerden itibaren her türlü risk ve
masraf alıcıya aittir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlar, ihracat ile ilgili işlemleri yapar
ve gümrük vergilerini
öder. Mallar
gemi küpeştesini geçene kadar tüm hasar ve kayıptan sorumludur.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İthalat ile
ilgili belgeleri düzenleyerek gümrük vergilerini ve navlun bedelini
öder. Mallar gemi
küpeştesini
geçtikten sonra tüm masraf ve riskler alıcınındır.
5-
COST AND FREIGHT:
Kodu:
CFR (Adı belirtilen varış
limanında navlun ödenmiş olarak teslim)
Yalnızca denizyolu
ve nehir/kanal taşımacılığında kullanılan bu terime göre mallar
satıcı tarafından taşıma sözleşmesi yapılmış ve navlunu ödenmiş
olarak varış limanında alıcıya teslim edilmektedir. Yüklemeden
itibaren doğacak masraflar (navlun hariç) alıcıya aittir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlayarak, ihracat işlemlerini yapar.
Taşıma acentasıyla
anlaşarak
navlun bedelini öder.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İthalat ile
ilgili belgeleri düzenleyerek gümrük vergilerini öder. Varış
limanında boşaltma
masraflarını
karşılar. Taşıma sırasında oluşan navlun dışındaki tüm masrafları
karşılar.
6-
COST, INSURANCE AND FREIGHT:
Kodu:
CIF (Adı belirtilen varış
limanında navlun ve sigorta primi ödenmiş olarak teslim)
Bu terimde satıcı,
CFR terimine ilaveten taşımaya ilişkin deniz sigortasını yaptırmayı
ve primini ödemeyi de üstlenmektedir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlar, ihracat ile ilgili tüm işlemleri
yaparak navlun
bedelini
öder. Sigortayı sözleşmede anlaşılan şekilde düzenleyerek, alıcıya
gönderir.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İthalat ile
ilgili belgeleri düzenleyerek gümrük vergilerini öder. Teslim
anından sonra sigorta
ve navlun
dışındaki tüm masrafları karşılar.
7-
CARRIAGE PAID TO:
Kodu:
CPT (Adı verilen varış yerine
kadar navlunu ödenmiş olarak teslim)
Birkaç etaplı
taşıma dahil herhangi bir taşıma şeklinde kullanılan bu terimde
satıcı, malları adı belirtilen teslim yerine kadar navlun ödenmiş
olarak varış yerinde alıcıya teslim etmektedir. CPT terimi CFR’nin
denizyolu dışındaki taşıma şekilleri için kullanılan alternatifidir.
Satıcı malları taşımacıya teslim ettiği ve navlunu ödediği anda
teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
koşullarına uygun malı hazırlayarak, İhracat ile ilgili işlemleri
yapar. Gümrük ve
navlun
bedellerini ödeyerek taşıyıcıya teslim eder.
·
ALICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
İthalat ile
ilgili belgeleri düzenleyerek, varış yerinde gümrük vergilerini
öder. Malların ilk
tesliminden
itibaren navlun dışında malla ilgili tüm masraf ve riskler alıcıya
ait olup, transit
taşıma
nedeniyle doğabilecek tüm gümrük masrafları da alıcıya aittir.
8-
CARRIAGE AND INSURANCE PAID TO:
Kodu:
CIP (Adı belirtilen varış
yerine kadar navlun ve sigorta primi ödenmiş olarak teslim)
Bu terimde satıcı
CPT terimindeki yükümlülüklerine ilaveten taşımaya ilişkin yük
sigortasını yaptırmayı ve primini ödemeyi de üstlenmektedir. CIP
terimi CIF’in denizyolu dışındaki taşıma şekilleri için kullanılan
alternatifidir.
·
SATICININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Anlaşma
konusu malları hazırlayarak, varış yerine kadar navlun bedelini
öder. Kayıp ve
hasar
riskine karşı sigorta yaptırır. Satıcının yükümlülüğü malları ilk
taşıyıcıya teslim ettiği
anda sona
erer.
·   |